19 Ekim 2016 Çarşamba

Oje Sepeti | Blog

Merhaba, blogspot yasağı kaldırılmış sanırım. Yakında buralar yine vızır vızır ziyaretçiden geçilmeyecek anlamına geliyor bu. Vuuuuu! Bilmeyen de günde 5000 kişi giriyor falan sanır. Oysa işte ben giriyorum, bizim Ahmet, sizin Ayşe falan giriyor :) Neyse yasak falan derken ortalık dağıldı biraz toparlayalım blogu. Madem yine blogspot tıpkı 2008'deki gibi Digitürk denen sansür kurumunu yendi blog tanıtımlarıyla bunu kutlayalım istedim ben. Hem de çok güzel bir blog ile. Hem de daha taze fırından yeni çıkmış, dumanı daha üstünde bir blog ile :)


Blogun Adı: Oje Sepeti

Evet, blogun isminden de anlaşılacağı üzere bir oje olayı var blogda. Daha önce buna benzer bir konsept ile karşılaşmamıştım ben. Güzel bence. Yani bir kız olsam böyle bir blog olsa böyle hayırsever bir blogcu ojelerini, oje ile ilgili bilgileri, beğendiklerini beğenmediklerini anlatsa bana hemen takibe alırdım. Oje yahu, şunun şurasında hepimiz yani siz hepiniz, ben değil, oje süren insanlarsınız (kızlarsınız). Ben mesela oje sürmeyen ya da özensiz süren kızları hemen parmak ile gösteriyorum. "Aaa kıza bak ojesini gördün mü Necati, allah başa vermesin o ne öylee aaa O_o"

Blogun sahibi kim derseniz. Çok güzel bir insan. Yıllardır severek okuduğumuz blogculardan. Daha önce bu sayfalarda da hem eski blogculardan (şimdi yok:D) Babegazelle'nin yazdığı yazıyla Bilinçsiz Karalamalar blogundan (pek güzel) hem de Senin Annen Bir Melekti Yavrum isimli bir diğer konsept blogundan bahsetmiş olduğumuz Tuba. Hangi Tuba derseniz hangi tuba olacak vizonetele tuba olacak değil ya tivitirtuba hehe :) Biliyorum çok komiğim :/

Evet güzel Tuba blogunu peki bize nasıl sunmuş, hani aklında hala soru işareti olanlar varsa aranıza Tuba'nın tanımı ile eminim vazgeçecekler bu inatlarından. Evet Tuba sendeyiz:

"Onlarca ojesi olduğu halde her gördüğü ojeyi rengine bakmaksızın alma hastalığına yakalanmış bir kızın dramını aktaracağım sizlere. Okurken gözyaşlarınıza engel olamayacağınız, her oje manyağının arşivinde bulunması gereken bir başyapıt bu. Kısaca bir oje hastasının blogu... Evet ukturk sendeyiz yeniden."

Ya böyle işte. Umarım uzun soluklu bir blog olur. Olsun hatta. Böyle belli bir konuya eğilmiş bloglar pek güzel bence. Hem oje ihmale gelmez, genç kızların Tuba'nın önerilerine ihtiyaç duyacağını düşünüyorum. Hatta duyduğuma göre Tuba'nın blogunu okuyup ojesini değiştiren bir liseli kızımızın kısmetleri açılmış. Teklif üstüne teklif alıyormuş. Oje işte ihmale gelmiyor. Mesela be bile şu yaşıma geldim ukturk kadınlarda önce nereye bakarsın derseniz önce ojesine bakarım güzel mi diye. Güzel değilse ıhhh valla olmaz. Oje de oje.

Neyse çok gevezeleştim yine ben, gideyim. Taşırmadan oje sürmeler olsun efenimm, hemen kurusun, aşk olsun meşk olsun :P

18 Ekim 2016 Salı

Her yerde "kar" var, ah le yar yar...

Merhaba, blogların hala kapalı olduğu şu günlerde kendimiz çalıp kendimiz söylediğimizden mütevellit, yeni yazı dizisi denemeleri yapmak için çok ideal böyle şeker gibi pamuk gibi ortam var. (cümle devrik oldu sanki, olsun önemli olan insanlık) Hatta bu boşlukta çok iğrenç ötesi espri denemeleri yapmak istemiyor da değilim hani. Ama daha cesaretimi toplayamadım, inşallah bu blog onu da görecek, neler görmedi sevgili blog severler. Sarışın gördü, esmer gördü, kızıl bile gördü... Neyse efendim yeni yazı denememin adı falan yok ama Yani kısa kısa maddeler halinde anadolunun bağrından kopup da gelen notlar, bilgilendirici detaylari öneriler, çapsız komiklikler falan olacak. Ve her yazıda farklı bir konseptimiz olacak. Ana konu diyebiliriz :) Bu muhteşem ötesi fikir nereden aklıma geldi derseniz rüyamda gördüm, (ne kadar yalancıyım ben bile inanmadım ama siz inanın). Evet başlayalım!

Ana konu (anakonda): KAR

- Ankara'lılara tavsiyem gece yatarken şu şekilde dua etmeleri. Yoksa bu lanetten kurtulamayacaklar bir ömür boyu. Elleri açmak suretiyle "Allahım lütfen 06MelihGökçek başkanım milletvekili olsun, o bunu hak ediyor, ülkemizin onu ihtiyacı var. Ankara'daki görevini tamamladı gitsin artık, lütfen lütfen yaa ağlarım bak" demeleri onların Melih'ten tek kurtuluş yolları. Yoksa "Yollar tuzlanıyor, inanmıyorsan tat istersen" cümlesini daha çok duyup ama karda kışta yolda kalmaya devam edeceksiniz. Siz kendinize bakın İstanbullular derseniz biz alışığız yolsa kalmaya, kaderimize boyun eğdik ama siz yapmayın bari kurtarın kendinizi:P (Hımm tuz da birinci kaliteymişşş)


- Bu İzmirlilere üzülüyorum ben vallahi. Antalya'da bunun içine giriyor aslında. Yaz aylarında herkesin gözdesi olan, gençlerin aralarında "abii gel İzmir'e gidelim denize falan gireriz, iki kız keseriz falan, Isparta kesmiyor artık" gibi konuşmalara sebep olan bu güzide iki şehrimiz kış aylarında özellikle kar yağdığında adam yerine konmuyor. İzmir'e yağan kar İzmir'deki soğuk (hava 8 derece üşüyoruzZzZ) hep fasülyeden saylıyor. Ben İzmirli olsam alınırım arkadaş, bizde de üşüyoruz az da olsa bize de yağdı kar diye söylenirdim. Resmen ayrımcılık. Buradan tüm İzmir'li kızlara sesleniyorum. Soğuk kış günlerinde yanınızdayım, korkmayın yalnız değilsiniz bana anlatabilirsiniz kar yağışını... Canlarım benim.

- Bir de kar yağınca klasik haber biçimi nedir biliyor musunuz. Bisküvi denince akla hemen onun adı geliyorsa, kar deyince de bu haber şekli geliyor akla. "Evet bir yerde denize girerlerken, bir yerde kara kış hüküm sürüyor sayın seyirciler" Bence adalet değil bu. Toros'da kar yağsın Anamur'da ayva çiçek açmış yaz mı gelecek türküsü söylensin. Arada 40 km var lan ayıp. İşte o haber!! Hiç yakıştıramadım Anamur halkına, ben onlardan toroslara çıkıp kar yağışına maruz kalan dostlarına destek olmalarını, kameralara önünde "Ankara'daki ve İstanbul'daki dostlarımızın çilesini paylaşıyoruz" demelerini beklerdim. Öyle Anamurumuz güzel demekle olmuyor, bir hediyenizi görmedik daha yıllardır geliriz gideriz. Ancak muz verin, muzdan tiksindim lan!


- Çocukların kar sevinci! Yukardaki çocukları görüyorsunuz. Soğukta yöresel kıyafetlerini giymişler, karın gelişini kurtluyorlar sanırım. Kar sevinci demiş çünkü. Bu fotoğraf Trabzon'un Şalpazarı ilçesinden. Şalpazarı'nın çocukları karı böyle kutluyormuş demek ki. Ne güzel, ne sevimli ama bir o kadar da ilginç. Ya bizim İstanbul'ûn çocukları, aile terbiyesi almamış zibidileri vb.. nasıl kutluyor peki karın gelişini. Evlerin camlarına kar topu atarak.! Buradan o zırzoplara sesleniyorum bakın da örnek alın, öyle kutlanmaz böyle kutlanır kar. Çocuk var çocuk var işte. Biz böyle miydik hiç camlara kar mı atardık, kardan kaleler yapardık içine torpil atardık veya kardan adamın burnu torpil olurdu, fitili yakar kaçardık kafası uçardı, yaratcıydık, usluyduk biz :P
**
Haftasonu ısınıyor havalar. Bir piknik yaparsınız artık bu hafta olmazsa öbür haftaya. Benim yerime de yapın nan çok severim ben böyle şeyleri ama gidecek adam bulamıyorum insanlar entel olmuş arkadaş, nasıl arkadaşlarım var yanlış yerde yanlış insanlarla yaşıyorum :P

Bitti.

30 dolarınız yoksa blog yazmanıza gerek yokmuş?

Merhaba sevgili seray severler flaş bir gelişme ile birlikteyiz. Bir blog gurusunun buyurduğuna göre 30 dolarınız yoksa blog yazmanıza gerek yokmuş! Yaaa öyle yıllardır boşuna yazıyorsunuz oğlum, 30 dolarınız bile yok eheh senden blogcu mu olur ayrıca köy ve kasaba da olmaz. Aha abi al 30 dolar vereyim benim de yazmama gerek olsun demenize gerek kalmadı artık çok geç yavrum.... ıvır zıvır.....

Evet işin geyiğini bırakacak olursak (çok zor oluyor benim için bu geyiği bırakmak, anlatamam size ) .com domaine sahip, bir WP teknoloji blogcusunun şu digiturk sansürü ile ilgili yazmaya çalıştığı yazsının bir bölümünde aynen şöyle demiş. Canım benim!
Siz hala blogspot mu kullanıyorsunuz?

..... Ziyaretçi kaybetmektense taşıyın WordPress’e yada kendinize özel bir domain alın senede 30usd veremeyecekseniz zaten blog tutmanıza gerek yok. Siz blogspot’dan blogunuzu taşıyın yarın blogspot böyle adamlara zaten prim vermeyecektir. Ziyaretçi kaybetmektense kocaman banneri olan free yerlerde yazarım. Ziyaretçi kaybetmeyi daha ne kadar göze alabilirsiniz?

Kalemine, pardon klavyene kurban senin. Biliyor musun şu sansür denen şey en çok senin gibilere yakışır. Çok düşündün mü acaba bu cümleleri yazarken öyle saç uzatmaya benzemiyor değil mi bu cümleleri kurmak veya markaların, sitelerin, onun bunun, kim olursa olsunun düzenlediği yarışmalara katılıp "arkadaşlar iki like atsanız elinize mi yapışır, şu laptop benim olsun" ya da sandalye, telefon, çamaşır askısı, ütü masası... ne olduğu önemli değil bedava olsun da, ne koparırsak o kar bir blogcu olarak. İyi ki sizin gibilerin tek elinde değil bu işler. Yoksa blogger=beleşçilik olacak vallahi. (Bana hediye göndermediklerinden dolayı çamur atıyorum :(( oysa bir telefona ruhumu bile satarım:(( )

Bir de sürekli ziyaretçi kaybetmektense demiş durmuşsun. Her şey ziyaret mi arkadaşım. Yazmak için yazmıyor musun sen, haaa pardon sen blog işini ticarete dökenlerdensin, şu şunu versin bu da bunu biraz google adsense'den damlarsa allah bereket versin, sonrada "I love blog" di mi :P

Ayrıca o 30 usd'yi vermeyen ama her gün bloglarına girip okuduğumuz ne güzel insanlar var sen biliyor musun. Hem de FENOMEN olmuşlar(haha biliyorum ne iğrenç bir kelime ama demek zorundaydım, hbba sen bir fenomensin haha) Hem senin ve senin türevlerin gibi film galası, eşantiyon, hediye peşinde koşmuyorlar, sadece yazıyorlar. Örnek vermeme gerek yok sanırım, her şeyi benden bekleme 30 dolarım bile yok sonuçta, eziğin tekiyim bir blogspot kullanıcısı olarak.

Hımm şimdi sen 30 doları verdin diye ne oldun? En iyisi mi oldun. Sen gel, ben sana her ay 300 dolar vereyim, sen de bırak bu işleri çek elini eteğini blog işinden. Daha güzel olur bloglar için. Sen değil belki ama sana benzerlerin, amirlerin yaptıklarını biliyor musun ben söyleyeyim sana;

+ nokia 1453-10 çıkmış hadi bir inceleme yapalım, iki fotosunu çekeriz, kamerası var desek yeterli olur zaten...
- abi daha hediyesini göndermediler inceleme için, olmaz bedava bedava
+ haklısın Necati olmaz, o zaman bari şu ipad hakkında konuşalım
- ya sansür olmuş blogspot'a onu mu yazsak ki önce
+ boşver ya ipad varken oğlum, hem digiturk küser, TRT kızar falan abileri küstürmeyelim, yemişim bloggerı!
- Heee di mi 30 dolarları yoksa yazmalarına gerek yok zaten ezikler!!
+ ipad 2 vıdı vıdı.. ahey aheyy...

Kısacası Blogger kullanan kitleyi ezmeye çalışmak bence kendi yetersizliğini kapatmak gibi bir şey, domain almaya ne var oğlum, önemli olan insanlık :P Teklifim hala geçerli ayda 300 dolar bağlayayım sana sen de bırak bu işleri, yazma böyle şeyler!

"Kaç kere söyledik biz çocuk sana
Bir türlü kulak asmadın lafımıza
Hadi bırak onları gel yanımıza
Gel gel gel bloggera gel
Bilmiyorsan sana öğretirler
Gel gel gel bloggera gel
Bloggerdakiler kan kardeşler" :P

17 Ekim 2016 Pazartesi

Evde kalmış blogcu kızlar | E sınıfı

Merhaba, daha önceki yazıda da dediğim gibi blogların karanlık güçler tarafından kapatılması yazmamıza engel değil. Blogunu bırakıp giden başka servislerle aldatan bizden değildir. İki cihanda yakası bir araya gelmez:P Neyse bugünkü konumuz blogcu kızlar! Evet blogcu kızlar. Bir daha tekrar etmeme gerek yok sanırım. Ama blogcu kızların bir sınıfı olan E sınıfı "evde kalmış blogcu kızlar" bugünkü inceleme sahamız. Daha sonra diğer sınıflara geleceğiz. İnsanları çeşitli sınıflara sokmaya çok bayılıyorum ben, neden acaba ya eskiden bir ingliz lordu falan mıydım acaba veya en eziğinden Hindistan'da bir parya bile olabilirim:( Önemli olan insanlık sonuçta değil mi ey deretoundan. Evet sınıflandıralım blogcu kızlarımızı sınıf sınıf ayıralım aralarına nifak tohumları serpelim, ne de olsa eskiden bir ingiliz lorduydum iyi bilirm bu işleri. Öhöömm :)


- Evde kalmış blogcu kızlar

Bunu yazmak için çok düşündüm ama şeffaf ötesi bir blog yazarı olduğumdan yazmaya karar verdim. Korkmuyorum:/. Çünkü var böyle bir kitle. Evde kalmış olmanın sıkıntısını blog yazarak gideriyorlar. Yazılarından bunu anlamak gayet mümkün. Bazısı bunu belli etmiyor, "ayy bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum ben, ayrıca daha aradığım tipi bulamadım, şunun kaşı var bunu da gözü var." Hııı yedik bizde yaşı olmuş bilmem kaç hala bir çıtır kız havaları.

Bak ben 27 oldum her gün ağlıyorum bekarım diye göz yaşlarım kurudu, gözlerimden akan yaşlarla havuz yaptırdım kendime yüzüyorum hafta sonları yaa. Erkek adam da sorun olmuyor da evlenmemek, kadınlarda olur ama bu sorun. Evde kalmış derler!:P Blogcusun diye hakkında dedikodu yapmayacaklarını mı sanıyorsun, bloglar arasında bile yapılıyor. Ben kaç tanesinden duydum, ayıpladım tabii ben yapmayın etmeyin yazıktır günahtır dedim ama dinletemedim :) Eş-dost, hısım, akraba arasında olanı söylemiyorum bile...

- Handan ne oldu Handan, evlendi mi o, hani şu Neriman'ın kızı Handan.
* Hangi Handan yahu hemşire, Nazan'ın kaynının kızı Handan mı?
- Evet yaa sidikli Handan yok mu o işte.
* Haa! Yok yok evlenmedi daha, blog mu ne yazıyormuş anası dedi.
- Hehe salak! Blog da neymiş erkeklerle mi konuşuyormuş orada yoksa, vay başımıza gelenler!
* Hee galiba, sonu son değil Allah başa vermesin, bizim de kızımız var, büyük konuşmayalım hemşire!

Haha :)

Bir de bu evde kalmış blogcu kızların beğendiği erkek tiplerini falan inceledim (yıllarımı verdim bu araştırmaya, kimlere gülücük saçmadım beğendiği tipi öğreneceğim diye. Kendimi feda ettim bilim yoluna. Psikolojim bozuldu düzeltecek bayanlar arıyorum. Tel: 0532 444 0 532)

Hımm ne diyorduk. Evet, hep kelleri seviyorlar. Kel. Bildiğin kel. Hani ampül gibi olanlardan. Böyle güneşe çıkınca parlayanlardan. Ayna gibi maşallah hah işte onlardan. Vursan tok bir ses çıkar sanırsın kavun karpuz öyle bir şey. Anladın sanırım. İlginç değil mi, ben de şaşırdım yani böyle gür saçlı, balık burcu, daha genç, işinde gücünde, esmer erkekler varken neden kel arkadaşlar. İnsanın kel olası geliyor bazen sayın seray severler.

Kel arkadaşları sevmediğimden değil, sadece biraz alınları açık o kadar! Ayrıca bu evde kalmış blogcu kızların kelleri seçmesinin nedeni ise çok basit aslında. Diğerleri bakmıyor ondan. Başka şansları kalmamış, ondan seviyorlar. Bu ne sevgi bu ne ızdırap. Ama bir avantajı var kel sevgilinin. Kelinden öpebilir, ısırabilir. Off romantizmin dorukları bu olsa gerek. O diş izleri, o ruj izleri kendimden geçtim sonra tuzlu ayran içtim geçti.

Daha fazla süstlerine gitmek istemiyorum, bu enerjimi D sınıf blogcu kızlarda boşaltacağım. Yakında!!:P Bu yazdıklarım asparagas, oramdan buramdan uydurduğumu sanıyorsuuz değil mi. Çok yanlıyorsunuz çok ben hiç öyle birine mi benziyorum. Beni HBBA gibi veya bidost gibi blogcularla karıştırmayın lütfen. İlkeli ve dürüst blogculuğun sesi, ukturk 2008'den beri...

"We hate bloggers, we are Digitürk" | #blogumadokunma

Merhaba, bundan 2-3 sene önce de blogger düşmanı digitürk'ün engellediği blogspot blogları şu an itibariyle kapılarını yine normal kullanıcıya kapadı. Normal kullanıcı diyorum çünkü blog yazan az çok blogları okuyan arkadaşlarımız ufak tefek değişikliklerle girebilir okuyabilir zaten, o açıdan bir sorun yok. Mesela ben o mahkeme yazısını görmedim hiç google public dns sayesinde. Bu kez ki sansürün mimarı sizi hiç şaşırtmayacak. Digitürk. Ülkemizin en sansürü seven kurumu. Digiturk sansür sever! Sloganlarını bu şekilde düzeneleseler bence harika olur ya da şöyle de olabilir "we hate bloggers, we are digiturk" off bu daha güzel oldu, çok yakıştı:P


Sevgili digitürk kapatma ile ilgili bir de açıklama yapmış, işte burada. Bu kadar tepki geleceğini beklemiyordu galiba. Enngellediği kesim yazan kesim, böyle sesi çok çıkan, haksızlığa gelemeyen bir kesim kısacası koyun değiller. Digitürk 2 kuruş kaazanayım derken 10 kuruş kaybedecek haberi yok. Kendi ipini kendi çekti, ayağını kuruşunu sen sıktın oğlum!!

Açıklamanın başında ("tüm kamuoyunun bildiği üzere, DIGITURK Türkiye Futbol Federasyonu’nun yaptığı ihale neticesinde 321 milyon dolar ödeyerek Süper Toto Süper Ligi maç yayın haklarını almıştır.") böyle demişler. Yani meali şu; "arkadaşım ben o kadar para verdim, hatta fazla verdim:( o yüzden kapatırım sanane, bloglardan banene, topunun...!"

Mesela yurtdışındaki maçlar yabancı sitelerde cayır cayır yayınlanıyor. Hem de nasıl çeşit çeşit. Ama ben hiç duymadm oradaki yayın kuruluşlarının komple bir blogspot veya WP'yi engelleme çabalarını. Onlar salak mı? Digitürk denen şirketten daha da fazla para ödüyorlar hem de. Eeee? Ayrıca digitürk kaçak yayın izleyen insanların blogspot kapatılınca gidip digitürk abonesi olacağını mı sanıyor. Çok beklersin o adama yine girip izleyecek, sen de ehehe engelledim demenle kalacak biraz daha abone kaybedeceksin, marka imajını söylemiyorum bile.

Biz digitürk'ü geçen aylarda kapatmıştık zaten kablotv vardı. Geçtik teledünya'ya bir de. Ohh miss. Hem daha ucuz onda da var bir sürü kanal. Sanki digitürk'ün dandik sinema kanallarını muhtacız, maçı da izlemeyiz ne olacak yani! Herkese aboneliğini sonlandırmasını talep ediyorum. Paket yayın istiyorsanız seçenek çok, dsmart var, teledünya var (ki tavsiye ederim). Böyle sansürcü zihniyetlere para kazandırmayın.

Bir de blogunu WP'ye taşıma telaşında olanları görüyorum, nereye birader, soruyorum nereye!! Hemen bir sıyrılma çabaları. Sonra da ayy blogum kapandı kapanır tabii. Hiç açılmazsa da ben periyodik olarak yazdığım yazılara devam edeceğim, herkesden de öyle yapmasını temenni ediyorum arada maç linki de paylaşırız haha :)

Sonuna kadar blogspot lan! O kadar:P

16 Ekim 2016 Pazar

Merhaba ben ukturk "bu bir ilandır" | vol:2

Merhaba geçen yıl mayıs ayında aha da (ne kabayım ya) şu ilanı vermiş beklentiye girmiştim. Bazı teklifler geldi, değerlendirdim, deneme çekimleri falan yaptım ama olmadı, kısmet bu işler biliyorsunuz. Baktım olmuyor kaderime küsmek yerine yeniden ilana çıkmak istedim. Açık artırma usulü ile yapacaktım ama kuzenimin "olur mu oğlum yaa kaliteyi düşürme hiç anlamıyorsun bu işlerden off" demesiyle farklı bir yöntem denemeye karar verdim. Bugün müstakbel hayırlı kısmetlerime daha önce hiç bahsetmediğim o harika o her kızın hayallerini süsleyen, her eve lazım diye niteledirilen erkek portresini çizmeye çalışacağım. Evet o ben oluyorum, kendimden bahsetmeyi çok sevmem hatta utanırım ama ne yapalım her şey hayırlı bir kısmet için, ne yapıyorsam mutlu bir yuva için. Allahım sen büyüksün bu kez gol olsun lütfen, direklere küstüm yeminle:((


- Öncelikle daha önce de dediğim gözüm dışarda değil. İş gelip giderken arabanın camını bile açmıyorum ki ışıklarda beklerken geçen kızlar yanağımdan makas almasınlar diye, öpen bile oluyor ne diyorsun:(( Kendimi dış tehlikelerden koruyorum yani elimden geldiğince. Niye o alsın ki makas, hayırlı kısmetlerim dururken. Makasla kalsa iyi, makas makası doğruyor :(

- Yılların verdiği tecrübeyle harika bir şekilde ütü yapabiliyorum. O gömleğin kolları, yakaları o kadar güzel, o kadar jilet gibi oluyor ki bazen elimi kestiğim bile oluyor o kadar net, o kadar keskin. Çerçevelet duvara as, sanki bir sanat eseri. Pantolonları söylememe gerek yok sanırım tahmin edebiliyorsun bölünmüş yol gibi değil, öhömm:P

- Yemek de yapabiliyorum. Öyle bir yumurta kırmak, bir makarna yapmak sanıyorsan yanılıyorsun. Bir sarma sararım böyle kalem gibi (Fatih kurşun kalem), parmak gibi (manken parmağı). Karıştırırsın hatta bazen ayy diye bir ses gelir o zaman anlarım ki sarma ile parmağı karıştırmışsın. Elimde değil Allah'ın verdiği bir yetenek işte ne yaparsın. Ayrıca ıspanaklı böreğim de fena değildir, evlenince beraber yeriz bir ucundan sen bir ucundan ben ısırırım, allahım ne kadar romantik:P

- Önemli günleri hiç unutmam. Ne zaman tanıştık, ne zaman ilk el ele tutuştuk, ilk ne zaman göz göze geldik öyle salak gibi(pardon bir birini seven iki aşık gibi olacaktı o!) kalakaldık, ilk buluşmamızda üzerinden ne vardı (kırmızı kazak), sana aldığım ilk hediyeni fiyatı ne kadardı (hiç unutmam ,, şeyy), nişan, pasta, düğün tarihleri falan fıstık işte, anladınız sanırım. Unutmam çünkü hepsini yazarım, ayrıca çok zekiyim o da var tabii, onu atlamamak gerek:P

- Evde kedi, dışarda aslan gibiyim. Yani, evin içinde uyumlu, hayat müşterek esasına kendini adamış biriyken, dışarda karşılacabilecek tehlikelere ve sayıları sürekli artan ite ve çakala karşı bir çita gibi hızlı ve çevik, bir kurt gibi güçlü, bir aslan kadar parçalayıcı olabilirim. Her şey senin için. Ne yapıyorsam senin için yani :( İte çakal yem etmm ulan sevdiklerimi!!
*
Bir ilanın daha sonuna geldik, şimdi bu ilanı okuyanlardan (talip olmak isteyenler hariç) ricam etrafında böyle benim gibi bir erkek arayanlar varsa onlara iletmeleri, paylaşmaları bu mesajımı, bu ilanımı. Çok mu şey istiyorum, sevaptır arkadaş, çocuğumu senin ismini koyarım bak. Handan mı ismin "Handan Su" koyarım mesela, veya Beyza mı "Beyza Nur" koyarım:P:p

Allah utandırmaz inşallah. Amin!

Erdem Yener | film olsun, dizi olsun, başrol oynasın

Merhaba, bugün bir beklentimi dile getirmek istiyorum. Yetkililer şu an fosur fosur uyusalar da veya orada burada kafayı çekseler de önemli değil. Tayyib'in başbakan olduğu ülkenin çocuklarıyız biz, alışığız:P Efendim, şu ülkede kimlere filmler diziler yapıyorlar. Mesela Özcan Deniz'in (ki hiç sevmem) bile başrolden başrole koştuğu ağalı ve bol arabeskli diziler varken neden Erdem Yener kardeşimin bir başrolü yok diye kendimi paralıyorum. Şahan gibi adamlar bile aldı götürdü, Erdem Yener her türlü yapar bu işi. Potansiyel var yahu. Hasta etmeyin beni :)


Tanımayan yok deği mi kendisini. Varsa eğer... şimdi kalksın yerinden, kalk kalk çabuk. Evet! Şimdi pencereyi açıyorsun bak aşağıda bir şey var. Göremedin mi? İyice eğil eğil eğil az sonra çığlık atacaksın sonra derin bir sessizlik. Off kafası üstü! İşte o zaman göreceksin ama babayı haha :) Ayy neyse Erdem diyorduk tanımayanın başına ne haller geliyor görüyorsunuz. Çok feci :)

Aslında bir şarkıcı kendisi ama ben onun daha çok oyunculuğunu beğeniyorum. Bence kariyerini o şekilde çizmeli. Önce reklamlarla taht kurdu kalbimize. Şu dankek reklamlarındaki hali, sonra malum şu sıralar dönen Avea reklamları. Allahım bir insana fasülye olmak bu kadar mı çok yakışır :P Tam bir karakter oyuncusu bence. Mimikler falan harika. Sonra, Atv'nin gazabına uğrayan harika dizi Şen Yuva'da çıktı karşımıza Hasip adı altında. O da bombaydı, hemen benimsedik ailecek. Hatta anneler kızlarına döndü ve dedi "ahh ahh şöyle bir adam bulamadın, bak ne temiz çocuk" :P

Kısacası bu adam iş yapar. Hala bu adama film, dizi teklif etmiyorlarsa yuh diyorum. Daha başka şeyler de demek istiyorum ama bir aile blog olduğumuzdan mütevellit çoluk çocuk okuyor, yakışmaz bize:P Eğer öyleyse, piyasa ölmüş arkadaş, kimse bilmiyor işi. 2-3 baldırı çıplağın elinde demektir bu :) Beni hüzünlere götüren iki şey var zaten bu yalan dünyada.

1. Burhan Altıntop'a neden film çekilmez. Gişe rekorları kıracağı kesin. Salak mısınız oğlum paraya para değil money diyeceksiniz haberiniz yok :)
2. Erdem Yener gibi bir yetenek nasıl göz ardı edilir. Hemen yapacaksın 10 senelik sözleşme sonra sömür, off ya her şeyi ben mi söyleyeceğim :P

Lütfen bunların cevaplarını istiyorum. Erdem Yener film olsun, dizi olsun başrol oynasın. Lütfen bir az kalite lütfen lütfen sevgili yapımcılar. Bıkmadınız mı nan ağa dizisi, köşk-yalı dizisi çekmekten, Bihter'i, Behlül'ü onun bununla yatırmaktan Öfffff! :)

Ne kadar çok çemkirdim, bu ev işleri ben yoruyor biliyor musunuz hımm evet :)